

Aaah. Mutfağımda bir at var.
Gerçekte at denilmesine kadar yok ancak tay diyebiliriz.
Taya atçı geleneklerin doğrultusuna Babasının ve Annesinin ismini bir parça alarak Ispartacus adına verdik.
Ama dur, hikayenin bu noktasında olayları en başından başlayarak anlatmam gerekir.
Akşam üstü saat 16 sularında Attila bana bir Telefon açarak birinin bir Tayı bulduğunu bildirmektedir ve söz edilen tayı nedense bana getirmektedirler. Az sonra arkadaşımız İsmail minibüsle ahırların önüne kadar gelir ve yanımdaki sanki en doğal olaymış “arkada bir tay var onu bir getiriversene” buyurmaktadır. İndirilen şey her tayı olduğu gibi biçimsiz ve sanki art ayakları fazla uzunmuş gibi önümüzde durmaktadır. Tayın yaşını sorduğumda en korktuğum cevabı almaktayım.

- Yeni doğmuş.
- Eeh Annesine ne oldu.
- Bilinmiyor.
- Tayı nerede buldunuz.
- Gölcük Milli Parkında.
Olayın kısası şudur: Milli Parkındaki Yılkı atlar süresine ayıt bir taymış ve annesinin nerede olduğunu dair bir bilgi yokmuş.
Güle güle ve eh vallah al sana tay.
Tay yetiştiriciliği uzmanlık alanımın dışındadır. Büyüttüğüm birkaç tayı da uzmanı annesiydi. Şimdi ise annesi ben olacaktım.
Annesiz bir tayın en büyük sorunu kolostrumu içmiş mi içmemiş sorusudur. Kolostrum ilk sütüdür ve tadı süte hiç benzememektedir. İlk sütün içerisinde bağışıklık sistemine güçlendiren birçok önemli maddeler mevcuttur. Bu o kadar önemli Veteriner Hekimler doğumdan sonra ölmek üzere olan kısrağı sağmak gerektiğini ve sütü taya hemen içirmesine gerektiğini vurgulamaktadırlar. Benimkide ne olup olmadığını belli değildir. Şu an a kadar çok dinç göründüğü için kendi kendime paçayı yırtın diyorum ama elime geçtiğinde tayımız çok yeni di. Taylar doğarken genelinde surat üstü yere çakılmaktadırlar. Sonucu üst dudağın altındaki dişetlerinde kocaman bir dünyayı hoş geldin morluğu sahip olurlar ve benimkide bu morluk taptaze olunca doğum günü o gündü 04.12.2007. Kolostrumu içmiş mı, içmemiş mı? Ölme rızkı her zamandan daha fazla görünmekteydi.
Kafamda geçen ilk şey Tayı 1.5 saate bir emzirmemiz gerekir.
Ve ilk panik içerisinde mamaya gerekli gereksiz her şeye katım.
Süt, Yonca çayı, Nişasta ve Şeker.
Nişasta ishalimsi bir dışkısına neden olur ve şekeri arpalamayı teşvik etmektedir.
Hatalarımı çabuk fark edince sorunları sorun olmadan çözümleyebildim.
Sadece Yonca çayı ve Süt.
Üçüncü Gecede Tayımız çok kötü ishal olmayı başladı. Dışkısında, Streptokoklar uzun şeritler halinde görülmeye başlandı. Hemen iki tane Streptomagma hapı ezip mamaya katarak tayımıza içirdim peşine ishalin nedeni buldum. Yatığı zemini (evim koridoru) geçirimsiz olunca sidiği altında birikince ıslak kalmış. Üstelik Arkadaşlarımızdan biri ıslak yeri temizlemek yerine üzerine saman serpmiş. Su üzerine un serpersin kuru görünür ya aynı şekilde faydalıdır. Anında altındaki saman talaşla değiştirdim ve bugün a kadar günde dört defa ıslak yerlere alıp yeni talaşı sermekteyim. Talaş olunca ıslak yerleri daha belirgin olmaktalar. Doğru düzgün işemediği için göbeği ıslak kalmaktadır onu tayın göbeği günde bir kere vazelinle ovarak önlemekteyim.
İlk on Günde günlüğüm bu şekildeydi.
Her 1 ile 1.5 saat arası tayı emzir.
Sabah saat yedide ilk yürüyüşe çık.
Geri geldiğinde tayı emzir (yanlış anlaşılmasın Biberonla).
Yonca Çayı hazırla ve soğut (1 litre Suya 50gr Yonca yaprağı 1 dakikayı kaynat).
Sütü kaynat ve hızlı soğut.
Tekrar Yürüyüşe çık.
Mama hazırla (yağ oranı mamada %1 civarında olmalıdır)
Tayı emzir.
Bir daha yürüyüşe çık.
Tayımız yorulmuş emzir ve iyi uykular öpücüğüne ver.
1.5 saat sonra tekrar emzir.
Arkadaşlar senin yerine birkaç saat bakar uymaya bak.
Kalk taya bak.
Gece boyunca tayı nasıl olsa seni uyutmaz. Kitap oku ve emzir.

Bana kalan en önemli şeyi ise temizlik temizlik ve bir daha temizlikti.
Emzirmeyen bebek nasıl büyütürsün aynı şekilde. Her şey mümkün olduğu kadar steril olmak sorunda. Bunun için en güçlü silahı kaynar sudur. Biberonu suyla çalkala peşine kaynar suyla bir daha temizle. Sabun kullanılırsa birkaç defa çalkala peşine yeni kaynar suyla iki defa temizle.
Son birkaç günün tecrübeleri kısaca sizinle basitleştirilmiş bir şekilde burada sizinle paylaşmak istiyorum. En önemlisi şudur, küçük kerata çok şeker.
1l suya 30–50gr yonca yaprağı katın ve kısa bir süre kaynatın (1 dakika yeterlidir). Ardından süzün ve sıcakken şişeleyin (plastik şişeler ise kalın olmalar gerekir) ağzını kapatın ve hemen ardından soğuk suda çabuk soğutun. (besin değerleri kalır bakteriler ürümez).
Taze inek sütü kullanıldığında sütü aynı şekilde kaynatmak ve soğutmak sorundasın. 3.5lık yağ oranı kaynatırken koruyabilmek için 2 litre süte 1 çay bardak su katmanız gerekebilir (buharlaşma payı) katmayınca sütü biraz daha yağlı olur. Benim tavsiyem ise uğraşmayın bakkalda tam yağlı süt alın ve yonca çayı katın.
Hammaddeleri elde ettikten sonra her şeyi doğru oranla karıştırmasını kalmış. Buzağı biberonların bazıları litre ölçeklerle donatılmış ve benimki pembe uçlu olanı çok benimsemiştir. Biberonun yerine otomatik emzirme kovaları deneyebilirsiniz bendede artık bir tane vardır ama tayım ona hiç sıcak bakmamış. Belki en başta kullansaydım sonuçlar daha iyi olacaktı ama ilk ½ saat içerisinde büyük bir buzağı biberonu ödünç almaya başarmamız benim için muhteşemdi. İlk iki günde en fazla 250ml bir emzirmede içmiştir daha sonra 1000 – 750ml a kadar çıktı ve insan biberonlar bu kadar büyük yapmıyorlar.

| Mama %1 yağlı litre | Süt %3.5 yağlı litre | Yonca çayı litre |
| 3,5 | 1 | 2,5 |
| 5,25 | 1,5 | 3,75 |
| 7 | 2 | 5 |
| Mama %1 yağlı litre | Süt %3 yağlı litre | Yonca çayı litre |
| 3 | 1 | 2 |
| 4,5 | 1,5 | 3 |
| 6 | 2 | 4 |
| Mama %1 yağlı litre | Süt %3,8 yağlı litre | Yonca çayı litre |
| 3,8 | 1 | 2,8 |
| 6,7 | 1,5 | 4,2 |
| 7,6 | 2 | 5,6 |
Bu Liste sizin miktarlarına uymuyorsa bu basit Programı sizi yardımcı olabilmektedir.
Arkadaşlarımızdan biri taya bir ısıtıcı getirmeni teklif edince tüm alarm zillerim çalmaya başlamış ve durumu tekrar izah etmek sorunda kaldım. Tüm atların barınması doğal şartlara yakın olmak zorundadır. Dış ortam ve iç ortamın arasında en fazla 7 derece fark olmasını kabul edilebilir. Sayende tayın durduğu yeri doğal olarak sıcak değildir. Ancak başına yağmur yağmamaktadır ve rüzgardan korunmaktadır. Daha sıcak bir yere bulmam çok kolay olurdu ama milli parkında olsaydı en korunaklı yeri ağaçların altında olacaktı. İkincisi Atlar senede iki defa elbiseleri değiştirmekteler ve bunlar onları yeterli kadar korunmaktadır. Ayrıca tayı sıcak bir yere barınsaydım ilk dışarı çıkışında hastalanırdı. İnsanlarda bu tür hastalanmalar özellikle yaz aylarında görülmektedir. İçerde klima harıl harıl çalışırken dişerse sıcaktır. Dereceler 8 santigrattan fazla farklı olunca yazın ortasında akan burunla ve ateşle hastalanırsın. Tayın bu şekilde hastalanmasına gerçekten ihtiyacım yoktur.
Bugün Bayram ama benim için kara bir gün. Tayım beni tanımıyor. Neden derseniz güleceksiniz ama bunu önlemek için çok çaba zarf ettim. Tüm mesele şudur, Pantolonumu değiştirdim. O kadar kötü bir halı vardı beni gören bana artık sadaka verecekti. Yine şu annelik günlerimi uzasın diye ona katlanmışım. Sizde şimdi Pantolonum tayın beni anne olarak kabul etmesine ne alakası vardır diyeceksiniz. Mesele şudur taylar annelerin art ayakların oluşturduğu A şeklini takip etmekteler ve annenin rengi hiç değişmediği için sorun yaşamamaktalar. Annenin yüzü çok önemli değildir memesi nerede olduğunu önemli. Tayı doğumdan sonra ilk 3 saat içerisinde emmektedir. Ememiyorsa en geç 24 saat sonra ölmektedir.
Taylar orta seviyede günün her saatinde antrenman yapıyor gibi hızlı bir metabolizmaya sahiptir. Sporcuya idmanı bıraktırabilirsin tayın büyümesine engelleyemezsin. Doğada tayı yemek çantasının yanında gezmektedir ve ihtiyaç duyduğu anda yemeği yer. Bizimki ise tamamen bizim ona sürekli bir şeyler sağlamamız mahkum. İşte Bayramda başımdaki dertler
yetmezmiş gibi sütümüz geç gelmiş ve tayı bir süre aç kalmış. Sütü geldikten sonra bizimki eksikliği telafi etmek ve stresten 2,5 saat içersinde 3 kova bitirdi. Açıkçası anne olarak bir süreliğini güvenine yitirmişim ve bu noktadan sonra her şey bu kadar kolay olmayacak.
Mamada bazı eksiklikler olmalı. Tayımızın gezilerde değişik yerlerde yalamaktadır. Mesela Traktörün tekerlekteki pası yalamak bana demir eksikliğini göstermektedir. Betonu yalamak fosfor eksikliği göstermektedir (Portland çimentoları sertleşince fosforu dışarı kusmaktalar). Barındığı yerde talaşı yemek fiber miktarın yetersiz olduğunu hatırlatmaktadır.
Eksiklikleri hemen düzeltemediğim için ona kendi bildiğini okumasını da fayda görüyorum. Dişler biraz uzayınca küçük saman çöpleri yeme başladı ve doğal olarak bunları "ahırda" bulundurmaktayım. Nafile çalı bitkilerine de merak sarmıştı ve onların bazıları hiç sağlıklı değildir. Mesela mazı türleri onun biraz kemirebilecek nitelikle olunca ve bu hiç işime gelmeyince belirgin biçimde onlardan uzaklaştırmaktayım (poposunu çimdikliyorum).
Hayatım ne tür anlara sahip olduğunu tahmin edemezsiniz. Salondan mutfağa geçerken yatan tayın üzerinde adımlayarak geçerken ufaklığı uykulu uyuşuk bakınmaya yetinmektedir. 2 dakika sonra elimde bir çuval dolu odun ile geriye, aynı manzara aynı işlem. Az sonra başka bir odaya yine Koridordan geçerek değişmeyen görüntü içime ferahlatmaktadır. Bu kadar umursamaz olabilmek için annenin tayı olman gerekir.
Akşamları genelinde saat 9 civarında, maması tazeledik ve yerdeki ıslak yerleri kaldırdıktan sonra tayı özenle sevgi ile boğmaktayım. Boynundaki çukurunu öp ve öpe öpe minnacık buruncuğunun ucuna kadar git. Ardından havluyu al göbeği kurut peşine vazelinle ov. Kahretsin elimdeki beyaz vazelin bile değil, tesadüf sonucu Isparta’da satılan en meşhur markanın gül kokulu vazelinidir. Tayımız sanki bezleri yine değiştirmiş bebek gibi kokmaktadır. Keratan muameleden hiç de şikâyetçi değildir. Göbeği kuruduktan sonra havluyu sırtına atıyorum ve ispartacus peşime gelerek havluyu odasına götürmektedir.
Akşamlarda yonca çayı pişirmek zorundayım. Sabahlayın yonca çayı hazırlayıp ardından sütü kaynatmaktayım ama koca tencere yonca çayı akşamda bitiyor. Genelinde sabah saat 3 çıvarında takviye istiyor. Malzeme taze olmak zorunda olunca seve seve kalkıp ne gerekiyorsa hazırlamaktayım. Nasıl olsa her şey hazır 1 şişe süt 2 şişe yonca çayı kabına kat karıştır ve tekrar yat, yatabilirsin. Mutfakta mama hazırlarken ispartacus arkamda durup beni dürtmektedir. Daha hızlı olmam için değil beyefendi ilgi istiyor. Biraz okşa, şu iğrenç öpücüklerinden birini ver falan filan nedense biraz naz yapmak gerekiyormuş.
Biri bizi görürse bizi deli zannedecekler. Biri elindeki Balyozla şangırdayan Boruya vurur diğeri bunu cep Telefonla çekme çabasında. Telefondaki benim ve katıla katıla gülerken o görüntü çekemiyorum. Tayımız diğer arkadaşın ilgisini çekmek için bacağı kemirip dururken o çamurlu ayaklarla pirketin üzerinde durmaya deneyip manejin direğin birini Balyozla vurarak gömmeye çalışmaktadır.
Ispartacus artık günün içerisinde daha çok yanımda bulundurmak istiyorum. Manejimizi nasıl olsa kendi yapmak zorundayız ve iki de bir tayın yanına gidip durumu kontrol etme yerine yanında bulundurmak denemekteyim. Tayımız, ben diğer atlara sabahleyin yem verirken bazen binanın ucunda mevcut bir kum yığının yanında takılmaktadır. Mama Kovası oraya koymuştum ve arkadaşımla işinin başına geçtik. Ama bir süre sonra tayımız mızmızlanmaya başladı ve durumu anlaşıldı. Bebeğimiz güvendiği yerde biraz uymak zorunda. Dışarıda maması pek içmiyordu, "ahırına" girerken hemen bolca içip yatıyordu. Bizi bunu izah ederken ise arkadaşımın ayağı kemirip duruyordu. Komik olan yanı ise her Balyoz vuruşu başka yerlerde tüm atları korkutuyordu bizimki ise yanımızda durup bir de şikayet edince gülmem elimde değildi. Görüntü ise telefondan bilgisayarımı aktarabilirsem elbette sizde göreceksiniz.
Bir dert düzelirken diğeri hazır köşede sizi bekliyor. Hatırlarsanız mamada Demir, Fosfor bir de Fiber eksikti. Bende Fosforu dengelemek için yonca çayına biraz arpa katmaya karar verdim. Arpanın çözülmesini sağlamak için yonca çayın kaynamasını birazda uzatmak gereği duydum ve bu yoncanın bazı vitaminleri iyi gelmez. Aynı anda mamanın Fosforu doğal olarak artırdım ama Tayın göz kenarı sabahleyin çapaklandığı için Protein miktarı biraz fazla mıdır bilmiyorum (Konuyu araştırma yapmaya seven Veteriner hekimlere bırakmam gerekir). Paslı demirleri takılmaya bırakmış ama her gün dökülmüş yaprakları yemekle meşguldür. Samanı biraz yiyebilir ama yeni talaşı serdiğimde onu kemirmeye tercih etmektedir.
Sabah gezisi çıkarken Tayımı terastan indirmedim hemen peşimden aşağı atladı ve annesi onu çok övmüş. Bugün köpeklerle gezmek istemedi ve ben onları kendi alanları katıktan sonra biraz beraber dolaşmaya başardık. Köpekleri rahat durmuyorlar, birbirini şakalaşırken birde benim yanına iki de bir zıplaya hoplaya gelmeleri bırak tayı benim için de bazen katlanabilir gibi değil. Beni takip etmeğe daha zorlu bir hale sokan nesne ise taktığım şapkanın rengidir. Çıkardıktan sonra her şey daha kolaydı. Zavallı, hiç bu kadar renk değiştiren bir anne olamaz. Onun için çok kafa karıştırıcı olmalı.
Çapakların nedeni buldum. Protein değilmiş. Sütü bozulmasın diye kaynatırken 2–3 gram tuz atmışım. Bunu başladığım gibi bırakırken sorunu ortadan kalkmış görünmektedir. Sonucu Yonca çayın 10 litresine 350gr Arpa katmaktayım. Tayım Betonu yalamak devam ettiğime göre Fosforu yine yetersiz. Belki betonu söküp önüne koymak gerekir.
Bugün çok gerekli bir işin en kaba bölümü bitirmeye başardım. Ahırın içindeki su hattın yalıtımı. Su boruyu çek cam yünü ile zar, etrafına ziftli kayıt geçir ve telle sabitleştir. Ne gıcık bir iş olduğunu anlatamam. Boru zaten rahat durmuyor birde ziftli kayıt geçirirken cam yünü yerinde bir dursaydı daha az sövecektim. Beni rahatlatan tek şey ise Ispatacus’du. Ufaklığı bir bana birde Kadire takılırken beni çok mutlu etti. Ellimde kocaman merdiveni taşırken bizimki tereddütsüz arkamda gelmesi çok şirindi. Kadirin yanında koşup duruyordu bu onun ne kadar sağlıklı olduğunu gösterir. Nafile, maması yine orada içmemiş ve 1–2 saat sonra yerine götürmek zorundaydım.
Bugün yine Manej direkleri dikerken Ispartacus yanımızdaydı. Ben tekrar ahırların boruları yalıtım yapmakla meşguldüm sayende ufaklığı Kadirin yanındaydı. Her şey iyiydi ta diğerleri Traktöre binip tayı için ortadan yok oluna dek. Traktörle Manejin dışına bile çıkmamışlar ama küçük tayımızın görüş alanı 90cm yüksek olan şeyleri kapsamamaktadır (bkz. Atların gözleri) . Sonuç olarak tekrar kişneye kişneye en yakın atın yanına koşarak gelmişti. Ortada tek kalınca baya korkmuştu. Sesi duyunca işini bırakıp hemen yanına gittim ve beraber tekrar maneje gittik. Traktör manevra yaparken bizimki tereddütlü bana bakmaktaydı ve doğal olarak sütünü tekrar içmemiş. Birkaç dakika yanında kaldım en son onu tekrar "ahırına" götürdüm. Bebek için bu çok korkunç bir durumdu bir anda herkesin kayıp olması onun için berbat bir duyguydu inşallah böyle bir olay tekrar yaşanmaz.
Yonca Çaya katığım Arpa miktarı arttırdım ve betonu yalamaktan vazgeçmiş. Mevcut karışım ise 10litre su 500gr Arpa ve 250gr Yonca yaprağı. Katı şeyler yemekte zorluk çektiği için malzeme makarna süzgeçle süsmekteyim.
Son günlerde yan tarladaki buğday filizleri dişlemeye başladı ve bugün ciddi otlama başladı. Eş zamanlı daha önce yemediği Yonca yaprakları mutfaktaki leğende gasp etmeğe başladı. Ne varsa onun samanın yanına döktüm ve doğal olarak yonca çayı artık sadece arpa suyudur.
Sabah saat dörtte uyandım. Beni neye uyandırdığı bilemediğim için her şey yarı uykulu vaziyete yoklamaktayım. Sobaya odun takviye ediyorum. Banyodaki musluğu biraz açarak su hattının donmasını önleme çabasındayım vs. Her şey yolunda görünür ve tam tekrar yatağıma uzanırken Mutfağımdan garip sesler geliyor. Ispartacusun bölümüne girerken ne olduğunu anlaşıldı. Talaşı Kapı arasına sıkışırken kapıyı tam kapanmamıştır ve bizimki mutfakta gezinti düzenlerken yanlışlıkla kapıyı kapatmış ve mutfakta mahsur kalmış. Sesler ise dün akşam boşaldığım leğenden gelmektedir. Bizimki leğende dünden kalma yonca hayalleri aramakla meşgul. Hergele becerebilseydi Buzdolabını de soyardı. Beceremediği için tekrar "ahırına" girerken hemen mamasına dalmış. Bende hemen tekrar yatağıma daldım.
Bu akşamki gezintiden geriye giderken benimki öğle havalı ortada gezmektedir ki gören onu fazla sıcak yıkanmış Arap aygır zanneder (boyu biraz küçük). Zıplayarak dörtnala giderken kuyruğu ne kadar uzun ise havaya dikilmiş Ispartacus en havalı biçimde ortalıkta gezmektedir. Elbette aramızda mesafe fazlalaşınca havalı attan hemen annesi arayan bir bebeğe oluştu ama şu 5 saniyede görüntü çok ama çok iyiydi.
Küçük atlarla uğraşmak her zaman biraz daha zordur. Her şey göremiyorlar ve en önemlisi her kim bakarsa o da her şey göremiyor. Ispartacus’un kordon bağı doğru düzgün işemediği için hep ıslak kalmış. Her zaman göbeği kurutmuşum ama yetmedi. Artık iyeleşmeye yüz tutmuş bir yaraya sahibim ve onu her gün tentürdiyotla temizlemek zorundayım. Yarayı fark etmem tesadüftür. Ispartacus yattığında göbeğinde yapışan talaşları çıkartma çabasında altında ne olduğunu gördüm. Eğilerek daha önce bakmışım ama anlaşılan yeterli kadar eğilmemişim. Her neyse yarayı iyileşmektedir ve temizlemekten başka bir şey yapmam gerekmemektedir.
Sütü artık kesmek zorundayım. Çok istediğimden değil ama cüzdan kalınlığı buna buyurmaktadır. Bir Günde kesmek gibi bir niyetim yoktur tabi. Mevcut mama artık 750gr tam yağlı süt ve 3 litre Arpa suyundan oluşmaktadır. Sütü düzenli azaltarak bir iki hafta içerisinde sütü tamamen kesmiş olurum. Yanı sıra Yonca ve biraz arpa artı günde bir iki defa otlatarak besinleri vermeye çabalamaktayım. Ayrıca acilen ona bir ahır ayarlamam gerekir çünkü evim koridoru artık dar gelmektedir.
Bu gece Ispartacusun sütsüz ilk geceydi. Elbette su vardır ve son günlerde onun maması zaten o kadar sulandırılmıştı sütlü Kahvede daha fazla süt çıkar. Yine sütü kesmemin çok iyi bir şey değildir çünkü sütün içindeki Fosfor tamamen hazmedilebilir fosfordur ve ona verdiğim biraz arpada aynı şey söz konusu değildir. Atlarda fosfor eksikliği kurutulmuş az yağlı sütle gidermek fevkalade mümkün ama ben sütü kesmek zorundayım ve bizimkinin yaladığı o beton parçayı her gecen gün daha sıcak bakmaktayım. Fosfor ve Kalsiyum Kemiklerin yapı taşlarıdır. Biri eksik ise daha değişik zorunlar başlamaktadır. Yarış atlarda genelinde Kalsiyum eksiktir sonucu kemik ve tırnak çok berbat olur. Taylar bir parça fosfor karşılığı 2 – 2.2 parça Kalsiyum olması gerekmektedir.
Ispartacusun çene kasları elbette yeterli kadar gelişmemiş ama bu kadar seçeneksizliğinin içerisinde arpa yememek beni hayrete düşürmektedir. Arpa ezilmişse bile serttir ama etrafındaki tek ciddi fosfor kaynağı olunca onu az da olsa yiyeceğini düşündüm. Nafile bizimki kafada hala emzirmekle meşguldür. Arpaya kuru üzümü katım yine yemedi ama elle kuru üzüm arpa verdiğimde arpayı üzümle beraber götürmeye sorun yaşamamaktadır. Sorun tekrar kovadan bir şeyler yemek. Daha önce kovadan süt içsin diye kendini yırtmışım bu sefer kovadan arpa yesin diye dört köşe olmaktayım. Kovadan bir üzüm arpayla al ver sorun değil kovadan yemesini bekle hayır ellimde her şey. Kolumu yiyecek, kovadaki arpaya bakmaz. İllaki elle beslenecek Bebek. 2 aylık attan ne bekleyebilirim ama beni deli etmektedir.
Süt olmayınca ve arpayı hala düzgün yemeyince sorunlarımın çözümü hep daha zordur. Yem yeseydi fosforu dengelemek için biraz maya katardım ama bu şekilde tekrar biraz süt versem mi kara kara düşünmekteyim. Yem yemeyince yediklerin Enerji oranı biraz düşüktür ve bizimki uyuşuk ortalıkta gezmektedir. Yoncayı çok güzel yiyor ama gereğinden fazla kalsiyum içermektedir. Fosfor ile dengelemeyince Kemik ve kıkırdak gelişme ne derecede aksadığını bilmiyorum. Bir iki gün daha bekleyicim ama ondan sonra bir şeyler olmak zorunda.
Kuru üzümleri arpanın içinde ayıklarken bizimki arpa yiyecek olarak keşfetmiş. Üzümsüz yine olmaz diyor. Her neyse Enerji oranı eskisi gibi ve ben onu Terasın üstüne kaldırmaktan kurtuldum. Bu hafta onu artık yeni ahırı alıştırmak üzere evimden çıkartmak zorundayım. Ispartacus yatarken koridorumu kendini zor sığdırmaktadır. Taylar, yetişken atlara göre daha sık uzanıp yatmaktadır ve benimki ayakları uzattığım derken kafayı nereye koyacağını artık şaşırmaktadır. Hatırlarsanız REM uykusunda tüm kasları gevşemektedir ve bizimki yerin darlığından düz yatamayınca uyku düzeni bozulacaktır.
Yerin darlığını boş ver beni en çok engelliyen Duygusallığımdır. Kerata artık iki buçuk aydan beri evimde yatmaktadır ve tüm aksiliklere rağmen ona çok alıştım. Her Gün onu ahırın birine katmamak adına kendimi bahane bulmaktayım. Mesela dün gece beni aramak adına kişnedi ve ben onunla konuşurken rahatladı ama atların yanında olsaydı atlarımın biri cevap verecekti ve ben azalan irtibatı nedenle anneliğimi biraz daha da kaybedecektim. Ne bencil bir adamım.
Ispartacus bugün ellime biraz fazla yalayınca mevcut besinlerde Klor olmadığını hatırlayarak biraz tuz teklif ettim ve ellimdeki tuz Lolipop yer gibi son zerresi a kadar bitirdi. Gündüz uyku saati geldiğinde onu atların yanındaki ahırın birine katarak idare ediyorum ama kendisi evim koridoru aramaktadır. Her nasıl olursa olsun evime geri istiyorum. Olayı kısa bir sürede alışırsa kendimi çok daha rahat hissedeceğim çünkü koridoru her geçtiğimde tayın üzerinde adımlamak her geçen gün daha zor olur. Çocuk büyür ve ben uçamıyorum.
Ispartacus evimden attım artık. Bu gece ahırdaki ilk geceydi. Sabah beni gördüğüme çok sevindi ve birazda tedirgindi. Doğal olarak gerçek anne ve tay ayrılması yaşamadık ve sadece atlara sabah kahvaltısını vermeye giderken baya kişnedi. Birkaç gün içerisinde normal bir düzene kavuşacağımızı inanıyorum.
Salondan Mutfağa geçerken kapıyı açık bırakabilmem ne büyük bir sevk olduğunu anlatamam. Bizimkiyse bugün çok daha rahat ve eski hayata geri dönmüş. Yemekler değişmedi istediği kadar Yonca (ad libitum), yaklaşık 700gr Arpa ve 50gr Üzüm. Bensiz otlamadığı için günde en fazla yarım saat otlamaktadır. Demirleri yalamak ara sırada uygun görmektedir (paslı olması tercik sebebidir). Saman çöpleri daha çok meraktan yemektedir ve sağlık durumu çok iyi