Ahırlarda büyüyen atlar genelinde çevreden kopuk bir yaşam sürmekteler. Ahırdan Maneje, Manejden ahıra. Bu tür atlar alanın dışına çıkardığın anda genelinde ürkek, temkinli veya itasız olarak görülür. Nedeni aslında çok basit, çevrede bir anda değerlendirmediği birçok nesneye mevcuttur. Mağara Adamın biri ile şehirde yürüyüşle çıkmak gibi. Düzenli yerlerden her anda her şey olabilecek bir alana atı sevk ettiğinde tüm alarm zilleri çalmaktadır. Atlar doğada ilk önce süre ve özellikle annesinden eğitim almaktalar. Bu eğitimi hayata kalmak için ve sürede yaşayabilmek için gereken her şey öğretmektedir. Bu eğitimde eksik olan kısmı ise insanoğlunun yapıları, araçları ve gereçleri nasıl bir yaklaşımı gerektiğini hata insan nasıl bir şey olduğunu da öğretmemektedir. Biz her at nerede büyümüşse büyüsün aldığımız anda yeni bir ortam ve yeni atların yanına yaşamaya mecbur etmekteyiz. Atın bir seçeneği olmadığına göre en mahzun olan da o. Atlar insanı taşımak için doğmamışlar. Ne davranışları ne fiziki yapı buna müsait dır. Burada tek bir gerçek var biz onlara binmek uygun gördüğümüz için binmekteyiz.
İyi bir halt etmişiz. Beni sorarsanız daha 1 saat önce attan indim ve hayatımdan son derece memnunum. Bu memnunluk ata karşı beklentisiz olmamdan kaynaklanmaktadır. Şimdi bu adamın iki tahta eksik olduğunu düşünmekte haklısınız. Kesinlikle alışılmış bir laf değildir. Bunun nedenlere gelince uzun uzun düşüncelerimi açmak zorundayım.
At doğada kaçarak hayatını koruyan bir mahlûktur. Bunu başarabilmek adına çok hızlı ve çevik olmak zorundadır. Sürekli çevreye dikkat etmek gerekir, koku alarak, bakarak, kulaklarla duyarak ve hissederek. Pusuya düşebilecek ortamlardan uzak durarak. Süredeki diğer hayvanlarla beraber hareket ederek kaçma şansını daha da artırmaktadır.
Kaçmaya fırsat bulunmayınca, kendi savunması tekme atarak, ısırarak ve sırtına düşman atlarsa da zıplayarak veya yere yatıp yuvarlanarak göstermektedir.
Süre kaçmaya uygun olmayan anlarda bir savunma çemberi oluşturmaktadır. çemberin dış kısmı aygırlar ve taysız kısraklardan oluşur. İç çemberi ise taylar ve anneler.
Savunma gereğe duymadığı süreçte ise dünya tatlısı ot yiyerek kendini geçindirme çabasındadır.
Doğal şartlarında sürenin iki tane lider vardır, baş aygır ve baş kısrak. Aygır hareket zamanı belirlemektedir ve çetenin diğer atları arkadan ileriye sürmektedir. Kısrak ise yolcuğunun yönü belirlemektedir. Otlanan yerlerde her ikisi grubun dışında durarak grubun ön uyarı sistemi oluşturmaktadırlar. Baş aygır kavga etmez. Onun karışacağa tek bir kavga var sürenin hâkimiyeti. Böyle bir kavga tamamen acımasız bir dövüştür.
Atlar dünyaya ve olaylara at gibi bakarlar. Göreceli fikirleri yürütmezler (ulus nedir bilemezler, bir araç icat edip bu hayatımı kolaylaştırır düşünmezler, kin tutmazlar). Atların düşünceler tamamen ortam, hayatta kalma ve tecrübelere dayalıdır. Akılı bir atın yaklaşık üç yaşında bir çocuğu kadar zekidir. Onun zekası kendi yaşantının doğrultusuna ilerlemektedir.
Burada atlarla yaptığımız işleri, nedenleri ve bunlar atın doğası ne alakalı olduğunu kabaca anlatmak istiyorum.
Atı tımar etmek.
Tımarın birçok gerekçeyse vardır. Bizim için genelinde en önemlisi temizlik. At için ise sosyal bir bulgudur. Atlar çetenin yakın arkadaşı birbirini kaşındırmaktalar veya karşılıklı yan yana durarak kuyruklarla birbirinin sinekler kafalardan kovalamak hayatı kolaylaştıran ve sosyal bağları kuvvetlendiren unsurlarıdır. Her bir eylem kişisel rahatlığını dayalıdır ve arkadaşlara mahsus. Göbeği hiçbir at hiç kimseye eletmez ancak taylar oralarda dolaşabilmektedir. ön ayakları, taylarda birbirini tutukları güreş oyunlarda saldırılır ve aygırlar arasında bu işe daha da ciddiye bakılır. Ben şimdi atı ilk tımar edildiğimde attan neye bekleyebilirim ki. Ancak bir güven ortamı sağladıktan sonra atı bana her yerine elememe izin verecektir. Ve yanlış anlaşılmalar ilk etapta çabuk olur. Mesela ben boynunu tatlı tatlı kağşağalanırken atı beni hafif dişleyerek temizlerse onun doğasının gereğidir. Yâda ön ayaklara dokunurken beni uyarmak için dişlerse veya hareketimden kurtulmak adına yere çökerse o da onun doğasındaki en sıradaki hareketlerdendir. Ben ise tüm vücudu elemekte ısrarlığım. Alıştırarak yapılırsa sonuç fevkalade olumludur ve atı herkes tımar edebilir tabi posta kalınlığına göre muamele değişmelidir. Mesela Haflinger cinsi atları tahta fırça ile temizlersiniz genelinde sorun yaratmazlar aynı iş Thoroughbred cinsi bir atla denediğinizde başınız derde girebilir. Farkı ise hakikaten fizikseldir. Haflingerlerin deri kalınlığı ve Thouroughbredlerinki arasında 1mm den fazla fark var. Sonucu biri hassas diğeri ise azıcık daha bastırmanız rica edebilir.
Atı eyerlemek
Biniciye destekleyen ve yardımları doğru verebilmesi için eyer, vazgeçilmez bir araçtır. Atlar araç gereç kullanmadıkları nedeni olaya daha farklı bakmaktalar. Hele sırtına bir şey binerse bu doğal şartlarında ancak düşmanıdır (Aslan vb). Olay hazırlıksız genç at için bir kâbustur ve nesneden kurtulabilmek için her şey denemeye razıdır.
Nal çakmak
Nal, doğal şartlar olmayınca tırnağı koruyabilmek için genelinde gerekli bir nesnedir. Atın vücudu yapay yolları ve binici ağırlığı için yaratılmamıştır. Doğada kendini nal çakan bir at göremediğiniz takdirde bu işlemi atın tabiata aykırıdır.
Ata binmek
Atın üzere atladığınızda onu akşam yemek olarak öldürmek istediğiniz hariç ata binmek doğal değildir. (son 6000 bin yıl ata binmekteyiz, daha önce daha çok akşam yemek olarak atlardan istifade etmişiz).
Anlamışsınız atla yaptıklarımızın çoğu onun tabiata aykırıdır. Burada tek bir gerçek vardır biz doğadan bir yaratık kendi işlerimize mal etmekteyiz.
Aslında en kısa anlatımı şudur. Ne tür ata ihtiyacınız olduğu a bağlı. Sizinle beraber çalışan ve çabalayan bir dost veya birkaç yüz kiloluk bir baş belası olmasını istediğinize. Seçim sizin. Şahsıma yeterli kadar baş belalarla uğraşmışım. Atla uğraşırken yaptığım hataların kuyruğu 1000 metreliktir. Bence çok daha fazla uzamasın. Yine tayımızla bazı hatalar olacaktır. Tayı herkes ve her şey eğitecektir sonuçlar tek bana bağlı değildir. Olsa da hatalar olacaktır. Ispartacusun sayfalarda iyi veya kötü her şey sizinle paylaşmak çabasındayım.
Evet, annelik yaparken mevcut ortamdan faydalanarak ileriye yönelik yatırım yapmaktayım. Yukarda belirdiğim gibi atları bir beklenti olmadan eğitmekteyim. Mesela şu günde bu olmalı veya atım bu kadar yüksek atlamalı gibi takıntılardan çok uzağım. Ben sadece ödevlerimi çalışmaktayım ve o günde ne elime düşerse onu biçerim. Engel ise Engel at terbiyesi ise o. Ama en çok sevdiğim şey ise atla arazide gezmektir. Bazen hızlı, bazen tembel hep yeni mekânlara doğru dolaşmaktayım. Bunun için memlekete serbestçe uçuşan poşetlerden korkmayın, köpeklere takılmayan her sudan geçen ve traktörlerden kaçmayan atları ihtiyacım olur. Yada Engelin yanına bir bayrak dikerlerse ondan korkmayan bir at. Mili marşı çalarken altını eden bir Beygirde ne rezillik yaratabilirse hayal bile etmek istemiyorum. Tam Stadın ortasında yüzlerce insanların bakışların altında benimki krizler geçiriyor. Sağ ol kalsın. Ben ödevlerimi yapığım ondan sonra en havalısı benim.
Taylar doğa gereğinde anneleri ve süreleri takip etmekteler. Anne ben olunca alışılmış ve alışılmamış her türlü ortam hazırdır ve ben ürkmeyince Ispartacus olaylara daha farklı bakmaktadır. Bazen hoşlanarak bazen arkamda saklanarak çoğu umursamaz bir tavırla bana takılarak çevrendeki nesneler tanımaya ve değerlendirmeye öğrenmektedir. Benim tek yapmam gereken şey ise dolaşmak ve bazen ortamları teşvik etmek.
Eğittiğim tüm genç atlarda olduğu gibi her şey öğrenmek zorundadır ve bunun en önemlisi ise bana güvenebildiğini gerekirse sorunları benimde çözdüğünü güvenmek. Bulunduğum mekânda birçok inşaat Faaliyetlere yürüttüğümüz için değişik ortamlardan eksikliğimiz yoktur.
Bu noktadan sonra Ispartacusla ne yaptığımız ve nasıl yaptığımızı anlatmakla yetinmekteyim.
Mevcut yaşa bakılırsa her gelişmeye razı olmam gerekir ve takdir edilmelidir (Tayı sevmek serbest). Hatalı bir şey olursa suçlu ben olurum ve tek ceza alacak olan da benim.Nasıl olursa olsun tüm yanlışlıklar ben öğretmekteyim.

Bence atlara öğretilen kelimeler arasında en önemlisi her zaman "aferindi".
Ispartacusla ilk gezilerimde kerata çok hızlı bir koşuya kendini kaptırdığında o aferin ona aynı şey aynı yerde daha sonra tekrarlamasını teşvik etmiştir. Koşmak at için zaten doğal bir olaydır ve bazen biraz gaza getirmekte faydalıdır. Nasıl olsa uyuşuk atları hiç sevmem.
![]() |
![]() |
![]() |
Merdiven yukarı ve aşağı inmek ise pasif şiddete dayalıdır. Yukarı çıkmak genelinde çok kolay ve Ispartacus tık demeden peşimden yukarı çıkmıştır. Doğa gereği aşağı inmek yerine etrafına dolaşmak daha makul dur ama annesi geri gelmeyince çaresiz aşağı inmiştir. Ardından büyük bir aferin ile işi cazip haline dönüştü ve olayı 2 dakikada bitmişti.
![]() |
![]() |
![]() |
Tayı bisikletle gezdirmek ise Ali’nin fikriydi sonuçları ise olumlu. Tayın bisikletten korkmak yerine peşine takılmasını daha çok işime gelir.
![]() |
![]() |
![]() |
Poşetler ve benzer şeyler başından beri pek sorun yaratmamaktadır çünkü dediğim gibi ben bu tür şeylerden ürkmem. Yanı sıra Ispartacus baş köpeğimiz Dax taklit etme çabasında ve poşet plastik şişe ve diğer haşırtı yapan şeyleri hep yakından bakmaktadır. Arabalar, Tren, Traktör ve diğer araç gereçler aynı şekilde tanımaktadır. İleriye yönelik bunların ne şekilde değerlendirmesine gerektiğini öğrenmek zorundadır. Yaklaşımı her zaman olumludur ve tayla köpeklerden kaçmak yerine onları beraber kovalamak yada gezdirmek daha uygun bulmaktayım. Yine her ne kadar bu tür şeyler öğrenirse de ani ortadan çıkan nesneler her zaman ani bir tepkiye neden olacaktır. Bu her canlının hayata kalmak için önemli ve atlar doğal olarak kaçmaya yönelik hareket etmekteler. Artan tecrübe ve güven ile bu tür olaylar azaltmak mümkündür. Ortadan kaldırmak mümkün değildir. Mesela evvelki günde yaptığım biniş esnasında atın daha önce göremediği bir nesneye karşılaşınca aniden dönüyordu. Atı hemen geriye döndürdüm ve indim. Ardından nesneye önden giderek yavaşça yaklaştık ve yakından bakınca zorun olmadığını gördük. Bugün ise tık demeden aynı ve benzer yerlerden geçtik.

Görülürde ilk hatayı yapmışız. Ali tayı bisikletle gezdirirken onu çok fazla geride bırakmış ve tayı kişneye kişneye lütfen yavaşla dediğine rağmen Ali tempoyu düşürmeden gelmiş. Bu yaşta Tayın tek idmanı oyun ve geziler olmalı. Kas geliştirme büyüme sonucu zaten yapılmaktadır ve bebeğe böyle bir strese sokmağa hiç işime gelmedi. Elbette kusuru benim nasıl olsa bunu daha önce izah edebilirdim. Her neyse bir dahaki sefere tayımız ne yapacak görürüz.
Bu sabah kopekleri gezdirdikten sonra bizimki terasın üstündeki kuru yaprakların icabına bakarken ben ahırlara doğru gittim. Yarı yolda bizimki bana katılmaya karar vermiş ve merdiveni kullanmak yerine yan terastan aşağı atlama uygun bulmuş. Terası bana göre onun için biraz fazla (60cm) ama aynı şey düşünmediğimiz belli. Peşinde aferin demişim ve bizimki nasıl havalı havalı önümde gidiyor. Daha 20 günlük ve öğle görünür ki ileride manej kenarın üstünü atlayarak otlamaya gidecektir. Tabi bunlar hayaller gerçekten ne olacağı hiçbir şekilde görünmemektedir. Ancak 1 – 1,5 sene sonra idmanı yavaşça başlarken daha akılı olurum.
Hatırladığınız gibi bizimki zaten ara sırada terastan aşağı atlamaktaydı. Bunu biraz rüşvet ile pekiştirdim (atladıktan hemen sonra bir iki adet kuru üzüm). Bizimki artık yukarı kaldırdığında bana ağır gelince yukarı atlasa da kurtulsam düşünmekteydim. Bugün sabahleyin dışarıda bir süreliğini kaldıktan sonra bana artık mama içme zamanı geldiğini hatırlatmaktaydı. Bende birkaç metre mesafe ile doğru terasa koşarak atlamışım ve peşimde gelen Ispartacus aynı şekilde yukarı çıkmıştı. Rüşveti hazırdı ama bu iş daha yeni başlamaktadır ve bizimki bir sonraki seferi benim onu kaldırmasını bekledi. Ellimde antrenmanlı bir sporcu olmadığından onu tekrar kaldırarak terasa koydum her nasıl olsa ilk hamleyi yapmışız ve zorlamasam devamı de gelecektir. Bebeğin 50 santim yukarı atlaması zaten onun şu anda iki de bir becerecek bir şey değildir.
Yukarıya atlamak artık daha iyi gelişmektedir çünkü Enerji oranı eskisi gibi normale dönmüş. Atlaması zaten idman şeklinde değil kendi yetenekleri keşfetme şeklindedir. Israr yok. Başardığında hareketi hemen takdir ediyorum. Baştan söylediğim gibi atların öğrenmesi gereken en önemli kelime ise aferindir.
Terastan yukarı ve aşağı atlamak artik iyice pekiştirdik. Aşağı atlamak her zaman beni takip etmek zorunda olduğu için çok rahat yapmaktadır nasıl olsa sabahlarda ardından yem odasındaki yoncaları soymak veya beraber gezmekle meşgulüz. Yukarıya atlamak Ispartacus’un uykulu olduğu zamanları denk gelince ilk etapta pek başarılı değildi ama biraz sabır ve başardığında biraz rüşvet olayı pekiştirmeye yeterliğiydi. Buna Allah şükür çünkü onu yukarıya kaldırmak artık çok zor olmuştur. Minnacık şey 50 kiloyu aşmıştır ve bu benim için kaldırması pekala zor bir yüktür. İnsanım vinç değil.
Terasa atlama fazlı artık sona ermiş çünkü Ispartacusu evimden attım. Yeni ahırı alışmak pek zor olmamış çünkü genel düzeni değişmedi. Sadece iki de bir onun üzerinde adımlayarak rahatsız eden adamın yerine yan ahırda bulunan doğru düzgün kişneyen bir at almış. Yukarıya atlaması elbette biraz unutacaktır çünkü atların hatırlama süresi en fazla 3 senedir. çok olumsuz bir olaysı ömür boyu hatırlayabilir. Bizimkinin en kötü tecrübe şu an a kadar ilk günde ağacın birinde bağlı bulunan ipe takılı kalmasıdır. Hemencecik onu o zaman kurtardığım için pek önemseyecek bir şey değildir. Yine ağaçları iple rüzgâra karşı koruduğunuzda atları oraya sokmamakta fayda var.